Kuşadası Gezisi ve İlk Çadırda Kalma Deneyimim

izmir-kusadasi-efesHerkese selam ben Ali. Bugün yine bir kişisel makale ile buluşalım dedim. Bu sefer ki hikayem ise biraz daha güzeldi. Ve gittikçe çıtayı yükseltmeye başladım. Ve hayatımda bir ilke daha imza attım.

Bunu yapmama vesile olan ise Haşim Göksu diye yazılıp adam diye okunan güzel kardeşim oldu 🙂 Yaşadığımız anılara ve Kuşadası gezisini anlatmaya geçmeden önce Haşim den çok kısa bahsetmek gerekirse Haşim şöyle biri benim için.

Hani bir film izlediniz diyelim ve çok sevdiniz direk başka insanlara da o filmi izletmeye çalışırsınız yada önerirsiniz ya işte Haşim benim için aynen öyle bir film gibi. Onu tamamen tanıdıktan sonra adeta başka insanların da onu tanımasını ondan faydalanmalarını istiyorum.

Hayat felsefesi, duruşu, görüşü çok güzel olan kardeşim diyebileceğim Haşim Göksu’ ya buradan bir kez daha selam olsun 🙂 Evet artık makaleye devam edebiliriz. Olaylar şöyle gelişti.. Biz Haşim ile Bilecik Üniversitesinden tanışıyoruz. Aynı yurtta aynı odada kaldık. Kendisi Gebze de oturuyor, bende İzmir deyim. Okul bittikten sonra çok az görüşme şansımız olmuştu.

Ama 4 sene boyunca telefondan irtibatı hiç koparmadık. Ve uzun zamandır yüz yüze görüşme gibi bir planımız vardı. Buna da onun askere gidecek olması vesile oldu. Haşim 1 Ağustos 2017 tarihinde bir aksilik olmazsa askere gidecek. Askere gitmeden öncede son bir gezeyim sevdiklerimi göreyim amacıyla çıkıp Ege taraflarına geldi. Öyle ev yada otelde de kalmak için gelmedi üstelik. Haşim de benim gibi biraz macera severdir.

O yüzden almış çadırını, sırt çantasını tek başına çıkıp Gebze den Marmaris, Fethiye, Bodrum sırasıyla dolanarak geceleri çadır kurarak gezdi ve en sonunda tabi ki beraber buluşacağımız adres olan Kuşadası na geldi. Haşim en son kaldığı yerden yola çıktı bende İzmir den yola çıktım ve Kuşadası’nda buluştuk. Önce bir sarıldık tabi hiç değişmemişti.

Malum artık sosyal medya var devamlı birbirimizi görüyoruz 😀 Sonra buluştuğumuz yerdeki Güvercin Adasını gezdik. Sonra Haşim’ in biraz tarihe, Atlantik’e falan ilgisi var o yüzden Efes Antik Kent e  gidip tarihi kalıntıları görmek istedi. Önce oraya gittik. Hemen aşağıya Selçuk – Efes Antik Kent de çekildiğimiz bir kaç resmi ekliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Efes’ i gezdikten sonra tekrar kuşadası tarafında bulunan Pamucak plajına gittik. Artık saat yavaş yavaş geç olmaya başlıyordu. Çadır kurmak için kalacak yerimizi bulmamız gerekiyordu. Aslında hemen plajın arka tarafında pek çok kişi çadır ve karavan da kalıyordu ama biz biraz daha denize yakın olmak için çadırımızı plaja kurduk.

Haşim çadırla uğraşırken bende akşam yemeği için bir şeyler almak için arka tarafta bulunan market e gittim. Marketten karpuz peynir ekmek aldım. Aslında akşam öncesi yemekleri dışarıdan yedik ama geldiğimiz plaj tarafında marketten başka bir şey olmadığı için akşam yemeğini karpuz peynir olarak ayarladık. Aslında iyi de oldu. Karpuz çok güzel çıktı ve hemen deniz kenarında yemek daha da güzel hale getirdi. Tabi yemek yemeden önce biraz denize girelim dedik.

Üstümüzü çadırda değiştirdik ve koşarak denize girdik. Tabi deniz de değişik değişik hareketler yaptık 😀 İnsan su ile buluşunca ne yapacağınız şaşırıyor 😀 O yüzden denize girme kısmını kısa geçiyorum 🙂 Denizden çıkıp kurulandık. Biraz zaman sonra akşam yemeğini yedik. Ve artık yavaş yavaş hava kararmaya başladı. Akşam için marketten yine kola çekirdek vb boş vakit geçirme itemleri satın aldık 😀 Hava iyice karardı.

Kumsalda oturduk çekirdeği kolayı açtık yiyerek içerek çok güzel ortamda vakit geçirdik. Bir yandan denizin huzur veren sesi bir yandan ayın denize vurarak oluşturduğu yakamozun güzelliği çok muhteşemdi. Vakit iyice geç oldu, bir de sabahtan beri dolaşmamız bizi iyice yormuştu. Saat gece 1 civarlarında uyuma kararı aldık. Haşim in boyu benden kısa olduğu için çadıra sığdı. Ama ben neredeyse 2 ye katlanarak uyumak zorunda kaldım 😀 Bir de gece çok sivrisinek ısırdı 🙂 Bir de son olarak bir yastık olsaydı her şey daha güzel olabilirdi. 😀

Bunları söylememin nedeni bu makaleyi okuyanları bilgilendirmek. Yani eğer çadırda kalacaksanız boyunuza göre çadır ayarlayın, yastık alın ve sivrisinek ilacı bulundurun yanınızda. Gerisi gayet güzel 🙂 Her neyse bir şekilde sabah oldu ve uyandık. Erkenden yola çıkıp İzmir e gitmemiz gerekiyordu. Haşim günlerdir yoldaydı bizim eve gidip dinlenmemiz gerekiyordu. Ama son 1 kez daha denize girmeden gidemezdik. Sabah 8 civarı uyanıp tekrar denize girdik. Su o saatlerde biraz soğuk olabiliyor ancak girince alışıyorsunuz 🙂

Denize girip çıktıktan sonra artık üzerimizi değiştik ve çadırı toplayıp yola çıktık. Önce Selçuk a Selçuk tan da İzmir e aktarma yaparak ulaştık. Saat öğlen 1 gibi bizim evdeydik. Annem yiyecek bir şeyler hazırlamıştı. Önce evde güzel bir duş aldık ve hızlıca bir şeyler yiyerek evden çıktık. Çünkü Haşim in son 1,5 günü kalmıştı. İlk defa İzmir e gelmişti. İzmir i de görmesini istediğimden onunla bir kaç yeri gezdik. Ama en önemli anlardan biri de tabi ki kız arkadaşım Fatma ile tanıştırmam dı onu. Akşama kadar gezdikten sonra Haşim ile beraber Fatma nın yanına gittik.

Oldukça güzel bir ortam oluştu. Çimlerde oturduk sohbet ettik. Oradan da yemek yemeye gittik. Çok güzel anlardı. 🙂 Sonra beraber eve döndük. Ertesi gün Haşim’ in İzmir de son günüydü artık. Ama gün Pazartesi olduğu için bana iş vardı. O yüzden sabah evden beraber çıktık. Akşam 5 e kadar tek başına İzmir i gezmesi gerekiyordu. Akşam 5 olduğunda ben işten çıktım ve tekrar buluştuk. Önce alışveriş merkezine gidip bir şeyler yaptıktan sonra Haşim in aklında yapması gereken bir şey daha vardı. Radyo Pause a gidip Ömer Köroğlu ile tanışmayı istiyordu.

Ben Radyo Pause u da Ömer Köroğlu nu da ilk defa duydum ama Haşim için bu kişinin çok önemi varmış. Yıllardır bu radyocuyu dinleyip tanışmak istiyormuş. Hazır İzmir e gelmişken görmek istedi tamam dedim ve akşam 9 civarı tam radyo yayınının olduğu sırada Radyo Pause a gittik. Kapıyı 2-3 kez çaldık ama açan olmadı. Neredeyse gitmek üzereydik ama Haşim, Ömer Köroğlu na sosyal medya üzerinden yazdı. Sağolsun Ömer bey hemen gelip kapıyı açtı.

Haşim ile içeri geçtik. Çok mutlu oldu. Yanında kitabını da getirmişti imzalatmak için. Hem kitabını imzalattı hemde fotoğraf çekindi. Biraz daha sohbet ettikten sonra mutlu şekilde oradan ayrıldık. Geç saatte tekrar eve döndük. Haşim artık ertesi gün gidecekti. Çantasını hazırladı. Evde biraz PlayStation oynadık.

Sonra hatıra amaçlı çılgın 2-3 fotoğraf çekindik. Ve uyuma vakti geldi. Ertesi gün olduğunda sabah 7 gibi uyandık ve hemen yola çıktık. Beraber dışarıda kahvaltı yaptık. Ve yine son hatıra resimlerini çekindik. Aşağıda çekindiğimiz bu son fotoğraflardan bazılarını görebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Bu resimleri çektikten yaklaşık 15dk sonra Haşim otobüse bindi ve Gebze ye doğru yola çıktı. Haşim vesilesi ile bende oldukça güzel 2-3 gün geçirdim. Artık makalenin sonlarına gelirken buradan tekrar Haşim e selam gönderiyorum. İyi ki varsın kardeşim 🙂 Hayırlı tezkereler diyelim.

Uzun bir makale oldu ama inanın aslında burada anlattıklarımdan çok daha fazla şey yaşanmıştır. Ama yoruldum yazmaktan 😀 Şaka bir yana hatırladım kadarı ile özet geçmeye çalıştım. Umarım okurken mutlu olup sizde hayal kurmuşsunuzdur. Bu makaleyi okuduğun için teşekkür ederim. Sen de iyi ki varsın ! 🙂 Bir sonra ki kişisel makalemde görüşmek üzere..

06.07.2017 

Ali YALÇIN

Bu Makaleye Tepkin ?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
FBSub

ali

Merhaba ben Ali, hayata pozitif bakan, devamlı olumlu biri olaya çalışan, az sayıda arkadaşı olan arkadaşlarına kanka diyen ve onları çok seven, oldukça komik, neşeli, çok iyi diş fırçalayan, bilgisayarcı, şarkı söyleyen, aklı fikri futbolda olan ve çok iyi futbol oynayan, topa sol ayak ile vuran, idealleri olan, bişeyler yapmak için, bir yerlere gelmek için devamlı çalışan bir insan. Ve bu yazıyı okuduğun için seni çok seviyor. :) | ”Hayal gücü, gözlerimizi kapattığımızda görebildiklerimizdir..” ( Ali Yalçın ) | İletişim: ali@webisyo.com |

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*